NASIL VE NEDEN BAŞLADIK?
Hürriyet aile İçi Şiddete Son Kampanyası, 2004 yılında, araştırmaların Türkiye’de ailelerin yüzde 34′ünde fiziksel, yüzde 53′ünde sözel şiddet yaşandığını, belki de ilk kez açık açık gösterdiği ve buna karşı seslerin yükseldiği bir dönemde doğdu. 1990′lardan önce daha çok “olağan” sayılan, üzerine gidilmeyen, istatistiklere bile girmeyen bu şiddetin çocuklar üzerindeki oranı ise yüzde 46′yı buluyordu. Asıl önemlisi, şiddete uğrayanların yüzde 80′inin, buna karşı yapacak bir şey olmadığını düşünmesiydi. (T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu araştırması, 1995)
Kadınların yüzde 45,8′i balayı döneminin sonunda, yüzde 1,3′ü ilk çocuklarına hamileyken, yüzde 9,9′u doğumdan sonra şiddete maruz kalıyordu. (Aile Araştırma Kurumu-Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Araştırması, 1997) Bir ankete katılan 430 kişiden yüzde 37,4′ü namus cinayetini onayladığını söylemiş, yüzde 21.6′sı öldürme dışında, kulak kesme, burun kesme, saç kazıma gibi cezaların verilebileceğini ve bunların koca tarafından yapılması gerektiğini belirtmişti. Üstelik bu ankete katılanların yüzde 22′si, töre cinayetlerinin asıl kurbanları olan kadınlardan oluşuyordu. (Dicle Üniversitesi Araştırması, 2006)
Hürriyet bu gerçeklerden yola çıkarak, bir “kurumsal vatandaşlık” adımı attı ve “Aile İçi Şiddete Son” demek için yapılacak çalışmaları sosyal sorumluluk alanındaki görevi olarak belirledi.
Kampanyanın hedefini, aile içi şiddetle ilgili kamuoyunda farkındalık yaratmak, toplumsal duyarlılık oluşturmak, davranış değişikliğini sağlamak ve sorunun siyasiler nezdinde çözümüne katkıda bulunmak olarak açıkladı. Kampanyaya özel uzman bir ekip oluşturdu, İstanbul Valiliği, sivil toplum örgütleri, zamanla CNN Türk ve Star TV’nin de desteğiyle çalışmalara başladı.
